istanbul Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
kayaşehir Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
Bayan Escort
bayan escort
Avcılar Escort
bayan escort
Beylikdüzü Escort
bayan escort
Kapalı Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
Yeni Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
Home » istanbul escort » şahane hatalarım bölüm 1

şahane hatalarım bölüm 1

şahane hatalarım bölüm 1

sunuz, çok az yiyorsunuz. Genellikle gevrek tost ekmeğinin üstüne
sebze ezmesi sürüyor ve koyu kahve içiyorsunuz. Alouette, Delhili
fakat Hint yemeklerinden nefret ediyor. Köriden, tandırdar> ve jÇjn.
de tarçın bulunan her şeyden nefret ediyor. Bunların hepsim geride
bıraktığını söylüyor. Cinsiyetini ve alışkanlıklarını ailesiyle birlikte
geride bırakıp, yeni bir insan haline gelmiş.
Sonra bir gün, Alouette dışarıdayken, siz bulaşık yıkıyorsunuz
ve kapı çalınıyor. Kapıda, alnında kırmızı bindi bulunan kısa boylu,
topluca bir kadın duruyor. Yeşil gözleri var ve altın zincirin ucunda
parlak, yosun renkli akik bulunan bir kolye takmış.
“Rashid burada mı?” diye soruyor. Ağır bir şivesi var ve rahatsız
bir şekilde, ağırlığını bir ayağından diğerine aktarıyor. Gözünüzü
bindisinden ayıramıyorsunuz. (Daha sonra size, bindinin, öfkesini
dindirmek için kırmızı sandal ağacı macunundan,’ zaferin arzuyu
yenmesine yardımcı olmak için yanık kâfur külünden ve Rashid’i
öldürme arzusunu bastırmak için sandal ağacından yapıldığını
söyleyecek.)
“Burada Rashid diye biri yok,” diyorsunuz.
“Rashid,” diye tekrarlıyor. “Peki, Alouette olabilir mi?” Önüne
bakıyor. “Bazen kendine Aloutte diyor. Ben onun karışıyım, adım
Amil.”
Amil. Onun yukarı çıkmasına izin veriyorsunuz, başka ne yapa-
bilirsiniz? Ona çay yapıyorsunuz. Amil size çocuklarıyla birlikte
Londra’da yaşadığını söylüyor. Anlaşılan, Alouette’nin ya da
Rashid’in bundan önce başka bir hayatı vardı, heteroseksüel oldu-
ğu, bir koca ve güvenilir bir banka memuru olduğu bir hayatı vardı.
Erkek olduğu bir hayat.
Rashid eve gelse, diye düşünüyorsunuz. Sizin de soracak bazı
sorularınız var. Örneğin, oğullarını görüyor mu? Ne zaman evlendi?
Amil çayını içiyor ve gözlerini sandaletlerinden ayırmıyor. “Buraya
gelmezdim,” diyor, “Ama bir cenaze var ve Rashid’in katılması ge-
rekiyor. Kesinlikle gitmesi gerekiyor.” Bir anda size baktığını farkediyorsunuz ve sizin, romantik anlamda Alouette ile birlikte yaşadı-
ğınızdan kuşkulandığını anlıyorsunuz.
“Hayır,” diyorsunuz yüksek sesle ve Amil neredeyse çay finca-
nını düşürüyor.
Sonunda kapı çarpıyor. Alouette-Rashid eve giriyor. Mutfağa gi-
riyor ve Amin görünce donup kalıyor. Marketten aldıklarını tezgâ-
hın üstüne bırakıyor. Hiç kimse konuşmuyor. Alouette şimdi size
çok erkeksi görünüyor. İlk kez, içindeki kadının nerede olduğunu
göremiyorsunuz. Artık hatları gergin, sakallı ve terli bir erkek.
“Ne kadar zamandır buradasın?” diye soruyor Amil’e ve sesin-
de en ufak bir duygusallık yok. (Alouette daha sonra size, karısıyla
tam olarak üç kez seviştiğini söyleyecek. Üçünde de sarhoşmuş.
Birincisi, balayındayken olmuş ve en büyük oğulları doğmuş. İkinci-
sinde, ‘karısının neredeyse ona tecavüz ettiğini,’ söylüyor ve ikinci
çocukları olmuş. Üçüncüsünde karısıyla mücadele etmiş, retinası-
na zarar vermiş ve kazayla ön dişini kırmış.)
Amil hızlı bir şekilde Hindu dilinde konuşuyor, gözleri parlak ve
ıslak. Alouette hiçbir şey söylemiyor. Siz odadan çıkıyorsunuz ve
kulak misafiri olmamaya çalışıyorsunuz. Bir saat sonra Amil’in git-
tiğini duyuyorsunuz ve Alouette odanızın kapısını çalıyor. Rashid
yok artık. Alouette tekrar kendini bulmuş.
“Bir şeye ihtiyacım var,” diyor. “Çok şey istediğimi biliyorum
ama benimle Hindistan’daki cenazeye gelir .misin? Ailemle tek
başıma yüzleşemem. Onlar benden nefret ediyor. Yalnızca birkaç
günlüğüne ve her şeyin parasını Amil ödeyecek. 0 çok zengin, sana
hiçbir maliyeti olmayacak.”
Cenaze için Hindistan’a gidecekseniz, 54. Bölüme gidiniz
(sayfa 144)
Cenazeye gitmeyi kabul etmeyecekseniz, 55. Bölüme gidiniz
(sayfa 147)
6828
14. Bölümden…
Evet diyorsunuz ve ertesi gece David’le küçük bir Japon lokan-
tasına gidiyorsunuz. David burada size yılan balığın» doğru yeme
şeklini gösteriyor (sıcakken) ve yemek çubuklarını düzgün tutmanı-
za yardımcı oluyor. Gevrek balık yumurtası denemenizi istiyor, be-
ğenmiyorsunuz ama beğendiğinizi söylüyorsunuz. Çıkmaya başlı-
yorsunuz. Sizi pahalı şaraplardan, hokey maçlarından ve onu alda-
tan son kız arkadaşından kalan bir hediye olduğunu iddia ettiği
klamidya vakasından oluşan dünyasına alıyor. Önemli değil. David
dünyanıza girdikten sonra, dünyanız değişiyor. Her şey, David bunu
sever mi? David bu konuda ne der? David ne yapar? haline dönü-
şüyor.
Ne giydiğinizden nereye gittiğinize kadar, aldığınız her kararı
etkiliyor. Bu, küçük, yumuşak bir ortama, sert bir bileşim katmaya
benziyor. Her şeyi kaplıyor. Bütün nefes alma alanını – bütün mülkü
– ele geçiriyor. Sizinle ilgili her şeyi değiştiriyor. Ve siz bu değişiklik-
lere bayılıyorsunuz. Sonsuz bir tavsiye, bilgi ve sınıf kaynağı. David
kolunuzdayken kendinizi daha güzel, daha parlak ve daha seksi
hissediyorsunuz.
David ideal bir erkek. Çok çekici. Her kadının bacaklarını titre-
tecek ve beraber olmaya can atacağı biri. Onu erkek arkadaşınız
69olarak tanıştırmaya bayılıyorsunuz; kampüste dolaşırken, herkes
ikinizi birlikte görebilsin diye, onu devamlı çekiştiriyorsunuz. Onu
kendinize yaklaştırıyorsunuz ve bilmiş bir gülümsemeyle, sizin er-
kek arkadaşınız gibi birini yakalamak amacıyla, kampüste bikini
üstleri ve kısa şortlarla dolaşan diğer tüm kızların sıska yüzlerine
bakıp burun kıvırıyorsunuz. Ne diyebilirsiniz? Bazen işler tıkırında
gidiyor, hayat berbat olmuyor ve istediğiniz erkeği elde ediyorsunuz.
Size, bazı arkadaşlarıyla metamfetamin ürettiğini ve bu şekil-
de, okul parasını karşıladığını açıklıyor. Denemeniz İçin size biraz
veriyor… İnce şerit halindeki beyaz tozu burnunuza çekiyorsunuz.
Önce yakıyor ama sonra size müthiş bir enerji veriyor ve seks muh-
teşem hale geliyor. David’le seks olağandışı. Baskın ve otoriter
davranıyor; itaat edilmesinden, teslim olunmasından ve öneride
bulunulmamasından hoşlanıyor. Gözlerinizi kapatmayı seviyor. Her
pozisyonda, gözlerinize ya koton yastık kılıfı ya da ipek kravat veya
çarşaf örtüyor. (İlk zamanlarda şaşırıyordunuz ama öğrendiniz.)
Kalabalıkta sevgi gösterisini, lastik ayakkabıları ve hiçbir tür takma
ismi sevmiyor. Saygılı, düşünceli ve dakik biri. Ama aynı zamanda
küstah, kavgacı ve mızmız olabiliyor. Özellikle öfkesi; bazen korku-
tucu olabiliyor.
Metamfetamin de sizi rahatsız ediyor. Bazen ikinizin de aklınızı
başınıza toplamanız gerektiğini düşünüyorsunuz ama David, me-
zun oluncaya kadar olmaz, d’ıyor. Başka türlü bu kadar işin altın-
dan nasıl kalkacağım? Burnunuza çekmek yerine içmeye başladı-
nız, kafa bulma daha yumuşak oluyor ve burun kanamalarını önle-
miş oluyorsunuz, ancak ne zaman bırakacağınızı – bırakıp bırakma-
yacağınızı – merak ediyorsunuz. Boş veriyorsunuz. Muhtemelen sa-
dece üniversitede yapılan bir şey bu. İstediğiniz zaman bırakırsınız.
David mezun olduğu gün size sürpriz yapıp, bahçede bir dizinin
üstüne çömeliyor (üstünde hâlâ kepi ve püskülüyle) ve evlenme
teklif ediyor. Muhteşem bir markiz-kesimli pırlanta yüzük çıkarıyor.
Annesininmiş ve hâlâ orijinal mavi Tiffany kutusunda. Çoook güzel.

Cevap bırakın