• 12Haz

     Diyarbakır folklorunda güvercinin müstesna bir yeri vardır. Diyarbakır’da güvercine “gögerçin” denir. Bunun Moğolca “kügercin” den gelme olduğu anlaşılmaktadır. (1) (*) Kale içindeki eski yapıların dış kapı tokmaklarının bir kısmı güvercini çeşitli görünümleri ile simgeler şekilde yapılmıştır. Halkın “şakşak” dediği bu tür kapı tokmaklarının sekiz çeşidini tespit ettik. Şehri baştan başa kuşatan surlarda güvercin kabartmaları, çorap, cicim, heybe ve kilimlerdeki nakışlarda güvercin figürleri görülür. Güvercin halkın sevgilisidir. Manilerde sevgili güvercine benzetilmiştir;

    Devamını oku »

  • 11Haz

     TÜRK TOPLUMUNDA GÜVERCİN

    Ülkemizde başta güvercinler olmak üzere şehirlerde insanlarla birlikte yaşayan kuşların tümüne karşı bir acıma ve buna bağlı olarak gelişen bir yardım etme duygusu vardır. Kuşlara yem vermek, onlara iyi davranmak dinen sevap kazanmak anlamına gelmektedir. Böyle davranan kişiler ruhen kendilerini daha rahat hissetmektedirler. Bu geleneğin bize Osmanlı toplumundan miras kaldığını söyleyebiliriz. Osmanlı toplumunda halk içinde daha çok dini yaklaşımlar sonucu güvercin hep kutsal bir kuş olarak kabul edilmiştir. Kuran’da yer alan Hz. Muhammet’in Kureyşliler’den kaçarken saklandığı mağarada bir güvercinin ona yardım etmesi olayı ve Hacı Bektaşi Veli’nin Horasan’dan Anadolu’ya gelirken güvercin kılığında geldiği yolunda ki rivayetler sonucu halk arasında güvercinler hep özel bir öneme sahip olmuşlardır. Ahmet Haşim 1921 yılında yayımlanan “Gurebahane–i Laklakan” (Yoksul leylekler bakımevi) adlı eserinde Bursa’da Haffaflar çarşısından (ayakkabıcılar çarşısı) bahseder. Bu çarşının orta yerinde bulunan meydanda kanadı ya da bacağı kırık leyleklerin, bunamış kargaların ve çeşitli sakat kuşların toplandığını ve çarşı esnafının aralarında topladığı paralar ile bütün bu kuşlara yıllarca baktığını anlatır. Ünlü şairimiz Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın aktardığına göre, Sivaslı bir tüccar iki dükkanının gelirlerinin tamamını kuşlara yem alınması için vakfetmiştir. Dolmabahçe Sarayı bahçesine bugün de görülebilen bir kuş hastanesi bulunmaktadır. Bu örnekleri çoğaltabilmek mümkündür. Hatta bizim toplumumuzda kuş ve insan ilişkisi öyle bir noktaya gelmiştir ki, havada uçan kuşun üzerimize pislemesini bile bir uğur ve hayır işareti olarak kabul etmişizdir. Bütün bunların kökeni, Türklerin İslamiyet öncesi Şamanizm döneminden kaynaklanan ve Şamanizm felsefesi ile beslenen bir kuş sevgisinden kaynaklanmaktadır. Bu felsefe Türk topluluklarının etken olduğu beylikler dönemi, Selçuklu dönemi ve son olarak da Osmanlı devleti döneminde de varlığını belli biçimlerde devam ettirerek günümüze kadar ulaşmıştır. Devamını oku »

« Önceki Sayfa   Sonraki Sayfa »

Son Yorumlar

  • haklısın bencede katılıyorum ama nerde o kadar kalite...
  • Selamlar, Bazı arkadaşlarımız Taklacı güvercin izlemeye 10 k...
  • Kuşunuza yavruluk döneminde not vermeyiniz.Kuşunuzun mutlaka...
  • Herkese Selamlar, Şebab güvercinle taklacı güvercin eşleşmes...
  • ben bu kuşları besliyorum izmir makaracı kırmızı sarı beyaz ...