istanbul escort
istanbul Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
kayaşehir Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
B.düzü Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
Esenyurt Escort
bayan escort
Bayan Escort
bayan escort
Avcılar Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
Yeni Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
bayan escort
Home » istanbul escort » O BENİM MELEĞİM,1

O BENİM MELEĞİM,1

66

O BENİM MELEĞİM,1

BiRINCi B6LUM

{// m te§, evladim, senin kulaklann agzindan ^ikani duyu-£\ yor mu?” “Elbette duyuyor Faruk Abi, neden duy-

i^mmasin?”

“Yahu oglum, anlattigin hi9 de mantikli degil ki.”

“Ama dogru abi, aynen anlattigim gibi oldu her §ey.”

“inanilir gibi degil anlattiklann Ate§.”

“Biliyorum abi, ama ne yapabilirim? Olay tamamen anlattigim gibi oldu. Ger9i ben de g6zQmie g6rmesem, kulaklanmla i§itmesem inanmazdim ama valiahi billahi aynen anlattim g6r-dukJerimi.”

“§unu bir daha ba§tan anlatsana bakayim.”

“Peki Faruk Abi, anlatayim. ismail Abi’yle beraber Sanyer Adliyesi’ne gitmi§tik. Bir sure once oldurulen unlu mafya ba-basi Muammer Aksak’in miras davasi vardi. Bu duru§mada karar 9ikacacagini saniyorduk ama olmadi. Beige eksikligi fi-lan derken hakim duru§mayi U9 ay sonraya erteleyiverdi. Bu duru§ma guniin en son celcesi oldugu i?in bu arada ak§am ustii olmu§tu. Karar gikmayinca yazacak bir §ey de qkmadi. Ismail Abi firsati kaginr mi? Buraya kadar gelmi§ken, vakt-i kerahat de olduguna gore Rumalikavagi’na gidip birkag ka-deh i9elim diye tutturdu. Eh, benim de canima minnet, atladik arabaya gittik Kavak’a, oturduk iskelenin yakinmdaki meyha-neye. Guzel guzel demlenip saat 8 civannda arabaya binip donii§ yoluna 9iktik. ismail Abi, Levent’e evine gidiyordu. Ben de oradan sonra ba§imin 9aresine bakacaktim ama olmadi, Levent’e gidemedik.”

“Ate§, oglum, evladim, arslanim, sen beni delirtmek niye-tinde misin?”

“Niye Faruk Abi?”

“Yahu pehlivan tefrikasi gibi uzattn olayi, gel artik i§in as-lina!”

“Tam oraya gelmi§ken lafima limon siktin abi.”

Tamam, tam am anlat bakalim. ismail’in 9iragi degil misin,

sana da laf s6y1enmiyor. Hemen bir cevap yeti§tiriyorsun.”

“Ustamdan oyle ogrendim Faruk Abi.”

“Hay ustanin ocagi batsin, anlat yahu velet.”

“Tamam abi, kizma, devam ediyorum. Tam Haciosman Yoku§u’nu tirmanmi§tik ki i§iklarda bizi polis gevirdi. Rutin trafik kontrolu yapiyorlardi. ismail Abi’den evraklan istedi gen<? bir polis. Benim usta bir anda kopiirdu. Adeta Qildirdi. Sen kim oluyorsun da bana evrak soruyorsun diye arabadan firiadigi gibi polisin ustune yiiruyuverdi. Polis de ben de neye ugradigimizi §a§irdik. Ben arabadan inip araya girmeye qaU-§irken bizimki polisin suratinin ortasi burasidir diyerek bumu-na yumrugu indiriverdi. Bir anda polisin yuzu gozu kan iginde kaliverdi. Adamin burnundan petrol kuyusundan fi§kinr gibi kan akiyordu. Dondum kaldim. Ekipteki oteki polisler Ismail Abi’nin ustune gullandilar. Ustam kahramanca direndi ama sonunda bileklerine keleppeyi takip ekip arabasina tiktilar bi-zimkini. Bu arada bir §eyi hi? anlayamadim. Polis arabasinda giderken ismail Abi’nin yuzunde meydan muharebesi kazan-mi§ muzaffer kumandan ifadesi vardi. I§te hepsi bu kadar Faruk Abi.”

“Ben bu senin ustan olacak zibidiyi otuz senedir taninm. ilk tanidigim gun deli olduguna inanmi§tim. Bu inancimi hig bo$a gikarmadi. Ama artik iyice zrvanadan gikt demek ki. An-la§ilan delilikte torfi edip zirdeli olmu§ bizimki.”

“§imdi ne olacak, ne yapacagiz Faruk Abi?”

“Ne mi yapacagiz?”

“Evet abi, ne yapacagiz?”

“Higbir §ey yapmayacagiz.”

“Nasil yani?”

“Basbayagi higbir §ey yapmayacagiz.”

“Elimiz kolumuz bagli oturacak miyiz?”

“Aynen oyle yapacagiz.”

“Peki ismail Abi’nin hali ne olacak?”

“Ne hali varsa gorsiin. Polisi dovmeden once du§unseydi ba§ina gelecekleri zirdeli.”

“Yani otuz yillik dostunu kaderiyle ba§ba§a mi birakacak-

sin Faruk Abi?”

“Aynen oyle yapacagim Ate§.”

“Vicdanin sizlamayacak mi abi?”

“Vicdan mi kaldi Ate§?”

“Nasil yani?”

“Yahu benim hayatim otuz senedir bu adami dertten kur-tarmakla ge$ti. Yetti artik. Ba§inin garesine baksin. Ba§ini be-laya sokmasini bildigi gibi kurtarmasini da ogrensin.”

“Yapamazsin Faruk Abi, vicdanin elvermez.”

“Verir, bal gibi verir. Yetti artik yahu…”

PARiN NEZARETHANEDE

Ismail Parin, apar topar goturuldiigu Emniyet Mudiirlu-gu’nde de butiin hirtpinligini sergilemi§ti. O kadar ki yillardir tanidigi Ba§komiser Orhan Pamukgu bile Parin’i sakinle§ti-rememi§, sonunda gareyi ismail’i en azili tiplerin bulundugu nezarethaneye atmakta bulmu§tu. Ba§komiser Pamukgu bu karannm Parin’i yola getirip sakinle§tirecegini ve nezarethaneye girmemek igin alttan alacagini ummu§ ama tarn aksi ol-mu§tu. Parin, adeta nezarethaneye bir an once girmek igin can atiyordu. Sanki itin kopugun arasma degil, evindeki sicak yatagina gidiyordu. Ba§komiser Pamuk^u higbir §ey anlaya-mami§ti bu i§ten ama elinden gelecek bir §ey yoktu. Goz gore gore dayak yiyen geng meslekda§mi da koruyup kollamak zorundaydi. Istemeye istemeye Parin’i nezarethaneye gon-dermi§ti sonunda.

Parin, ltd polisin ortasinda nezarethanenin yolunu tutunca tamamen sakinle§mi§, hatta keyiflenmi? ve islikla bir tOrku bile tutturmu§tu. HaJi tavn anla§ilir gibi degildi dogrusu.

Nezarethanenin agir demir kapisi gicirdayarak arkasindan kapandiktan sonra bir sure oldugu yerde dikildi Parin. igerisi karanlik denecek kadar lo§tu. Koskoca odanin tavaninin orta yerine takilmi§ 25 mumluk bir ampul, ortaligi aydinlatmaktan 90k kasvetli bir hava yaratiyordu. Bu zayif i§igin altinda gol-geler uzuyor, insanlar korkung bir goruntuye biirunuyordu.

Penceresiz, havalandirmasi zayif nezarethaneye kotu bir ko-ku hakim olmu§tu. Ter ve sigara kokusuna eklenip genizleri partpalayan sidik kokusu ortami kelimenin tam anlamiyla ge-kilmez kiliyordu.

Bir sure sonra Parin’in gozleri karanliga ali§mi§, gevresini sepmeye ba§lami§ti. Son derece sakindi. Hatta yuzunde mut-lu bir ifade oldugu bile soylenebilirdi. Yava§9a yurudu, bir ko-§edeki tabure eskisine tuneyerek sirtini duvara verdi ve du-§unceye daldi. Aklindan nelerin gegtigini anlamak mumkun degildi ama deniz kiyisinda bir bardak demli gayi sigarasina katik ediyormu§9asina mutlu gorunuyordu.

Parin, zaman kavramini kaybetmi? gibiydi. Tunedigi ko§e-de ne kadar bir suredir bulundugunun farkinda degildi. Qev-resini dikkatle gozden ge^irmi?, biriikte bulundugu ipten ka-ziktan kurtulmu§ tipleri dikkatle incelemi§ti. Nezarethaneye girdigi andaki mutlu yuz ifadesi yerini yava§ yava§ bikkin, ara-digini bulamami§ bir ifadeye birakiyordu. Sanki birdenbire ak-li ba§ina gelmi§, yedigi haltin boyutlanni kavrami§ti. Derin bir of (jekti. Umdugunu bulamazsa biitun gayreti bo§a gidecekti. Buradan nasil olsa pikardi. N6bet<?i ba§komiser kirk yillik dos-tuydu. Gazetesinin haber muduru, genglik arkada§i Faruk Gu-len ve giragi muhabir Ate§’in kendisini gikarmak i$in ellerin-den geleni yapacaklanna da emindi. Ama kafasindaki sorunu burada gozemezse bir daha zor gozerdi. Derin derin bir of da-ha gekti, oturdugu, daha dogrusu tunedigi yerde gerindi. Bu arada sag eli yumu§ak, killi bir §eye 9arpmi§ti. Bu, nezaretha-ne arkada§lanndan birinin yuzu olmaliydi.

“Sagina soluna dikkat etsene hayvan herif.”

“Kusura bakma karde§im, yanimda kimsenin oldugunu farkedemedim bu karanlikta.”

“Var ama. Zaten metrekareye be§ ki§i dQfOyor bu delikte, bir de kader arkada§i olacak adamlardan so pa yiyoruz g6z gfire gftre.”

“Yapma arkada§im, sopa yemeyi de nereden gikardin §im-di? Hep beraber du§mu§uz bu delige, bir de birbirimizi kirar-sak ne olur halimiz?”

Cevap bırakın