Avcılar Escort
bayan escort
Kayaşehir Escort
bayan escort
Bahcesehir Escort
bayan escort
kayaşehir Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
Beylikdüzü Escort
bayan escort
Bayan Escort
bayan escort
Bahçeşehir Escort
bayan escort
Avcılar Escort
bayan escort
Beylikdüzü Escort
bayan escort
Kapalı Escort
bayan escort
Beylikdüzü Escort
bayan escort
Yeni Escort
bayan escort
Anal Escort
bayan escort
Yeni Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
yen escort
bayan escort
Yeni Escort
bayan escort
Yeni Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
Home » istanbul escort » O BENİM MELEĞİM – 17 –

O BENİM MELEĞİM – 17 –

istanbul Eyüp escort bayan

 

istanbul Eyüp escort bayan

istanbul Eyüp escort bayan

 

 

 

“Canım şu İzmirli Bahad^m, habrtam-Jn ıw7Geçen
yaz YaMtavak açtfrnda yatım bozulmuş*». t*zı yedetteyıp
¦ llmılathl i
ÇfÖ u r T T \ I ŞU 11«
“Hatırladım, hatırladım. Şu büyük patronsun demek ki.”
“O eskiden di Numan.”
“Doğru, bugünkü gazeteleri gördüm.”
“O zaman seni nadan aracfeğunı da anlamışsındır.”
“Anlamadım ama çok merak ediyorum.””Banim acilen Yunanistan’a, İstan köy AdasTna geçmem
lazvn.”
“Bunun benle ne ilgisi var? Bodrum’dan feribota bin, git.”
“Numan, benimle dalga mı geçiyorsun?”
“Neden dalga geçeyim? En kolay yol o.”
“Gazeteleri gördüğüne göre nedenini bilirsin.”
“İyi de senin sorunundan bana ne?”
“Bak Numan, ikimiz de aynı yolun yolcusuyuz, halden an-
lara.”
“Ne demek bu?”
“Senin sık sık bu sahillerden karşıya adam kaçırdığını,
hatta sabıkalı olduğunu biliyorum demek.”
“Masal uydurma.”
“Masal olmadığını ikimiz de biliyoruz. Seni araçtrmadığı-
mı mı sanıyorsun? Üstelik daha ûç ay evvel Femıh diye biri-
ni İstanköy’e götürdüğünü de biliyorum.”
“Bunu nereden biliyorsun?”
“Ferruh benim adamımdı. Sana ben göndermiştim.”
“Pekala, dediğin gibi olsun. Yann sabah 6.30’da Çökert-
me’de olabilir misin?”
“Elbette.”    »
“O zaman iyi dinle, köye girmeden sağa bir yol aynlır. O
yolun sonundaki koyda bir balıkçı kulübesi var. Tam dediğim
saatte orda ol, tamam mı?”
Tamam.”
“Ha, bir de bu iş bedava olmaz, pahalıya patlar sana.”
“Ne kadar istiyorsun?”
“Onbin dolannı peşin alınm, yoksa yola çıkmam.”
“Ne insafsız adammışsın yahu.”
“İstersen, kucağıma düşen sensin.”
“Pekala, kabul.”
“Tamam öyleyse, sabah görüşürüz.”
¦ ???
İki patronun ortadan kaybolmasına rağmen Parin’in keyfi
yerindeydi. Canı felekten bir gece çalmak istiyordu. Gaze-
tedeki eski dostlannı ayarttı ve hep birlikte Ortaköy’ün yo-lunu tuttular. Uzun ve keyifli bir rakı muhabbeti onları bekli-
yordu. Üstelik hesaplar da Parin’den olunca hiçbiri bu fırsa-
tı kaçırmazdı. Gecenin geç saatlerine kadar rakı eşliğinde
bütün memleket meselelerini çözdükten sonra hepsi çakır
keyif bir halde evlerinin yolunu tuttu.
???
San Hasan, telefon kapandıktan biraz sonra kendine
geldi. Elinden gelaşek birşey yoktu. Olan olmuştu bir
kere. Tek çare paçayı kurtanp kapağı yurt dışına at-
maya çalışmaktı. İsviçre bankalannda yeterince dünyalığı
vardı nasıl olsa. Çalışma odasındaki kasadan pasaportunu,
nakit parasının tamamını ve banka cûzdanlannı alıp arabası-
na atladı. Az sonra çevre yoluna çıkmıştı bile. Bulduğu ilk
uçakla İstanbul’dan ayrılmak Özere havaalanına gidiyordu.
Ancak yolda aklına İznik konusu takıldı. İznik’te ne olup
bittiğini mutlaka öğrenmek istiyordu. Bilal ve Kasap Ra-
miz’den bir haber çıkmamıştı. Bu hergeleler gazeteyi gördü-
lerse mutlaka sırra kadem basmayı tercih ederlerdi ki öyle
olduğuna adı gibi emindi. Tam şu sırada başlannı derde sok-
mazlarsa kimse onlan çete yönetmekle suçlayamazdı. Bi-
lal’in bunu düşünebilecek kadar zeki olduğunu biliyordu. Bu
durumda İznik konusunu kendisinden başka kimse çöze-
mezdi. Havaalanına gitmekten vazgeçip İznik’e yöneldi.
???
Parin, kelimenin tam anlamıyla akşamdan kalmaydı.
Öğleye doğru uyanmasına rağmen başı çatlayacak gi-
bi ağnyordu. Kahvesiyle birlikte iki aspirin içip gazete-
nin yolunu tuttu.
İçinden bir ses o gün çete olayıyla ilgili yeni bir bombanın
patlayacağını söylüyordu. İçgüdülerine sonuna kadar güve-
nen Parin, öğle saatlerine kadar sabırla bu bombanın patla-
masını bekledi. Ama ortada bombanın b’si bile yoktu. Tam
yaşlandıkça içgüdülerinin kendisiyle dalga geçmeye başla-
dığını düşünürken gözüne bir ajans haberi ilişti. İşte bomba
patlamıştı, hem de bomba…
Anadolu Ajansı’nın Bodrum kaynaklı haberine göre. birTürk balıkçı teknesi, İstanköy Adası açıklarında Yunan Sahil
Güvenlik güçleri tarafından çevrilmişti. Teknedeki iki kişi kara-
sulannı ihlal etmekle suçlanıyordu. Teknenin kaptanı Numan
Aksöz, Yunanistan’a kaçak göçmen taşımaktan sabıkalıydı.
İkinci kişiyse Bahadır Şaroğlu idi. Gelen bilgilere göre, tekne-
de hiçbir balık avı malzemesi yoktu ama iki kişinin üzerinde
toplam 40 bin dolar bulunmuştu. Yunan makamları yakalanan
kişilerin pasaport kanununu ihlalden yargılandıktan sonra Tür-
kiye’ye iade edileceklerini duyurmuştu. Gazetenin ertesi gün-
kü manşeti hazırdı: Kaçak Yunanistan’da enselendi.
SARI HASAN ESKİ SEKRETERİNİ TANIDI
San Hasan vakit kaybetmek pahasına karayolunu tercih
etmişti. Yolu kısaltmak için Yalova’ya feribotla gidebi-
lirdi ama kalabalık yerlerde uzun süre gözükmek iste-
miyordu. Bu yüzden Iznik’e ancak akşamüstü varabilmişti.
Sahil yolunda arabasından indikten sonra ne kadar yorul-
duğunu farketti ve sahildeki kahveye yöneldi. Fena halde
acıkmıştı. Kendisine bir tost ve çay söyledi. San Hasan’ın
açlıktan daha ciddi bir sorunu vardı. Avni’nin evini hatırlamı-
yordu. Bir iki kere birlikte gelmişlerdi ama aklında göl kıyısın-
da olduğundan başka bir şey kalmamıştı. Nasıl bulacaktı bu
evi? Tek çaresi şansına ve göz hafızasına güvenmekti. Kah-
veden çıktıktan sonra yol boyunca yürümeye başladı. Şansı
varsa görünce evi hatırlardı.
Birdenbire birkaç adım önünde yürüyen sanşın kadını fark
etti. Kadının arkadan görünüşü muhteşemdi. Yüzü de bu vücu-
da uygun güzellikte ise gelmiş geçmiş bütün güzellik tannça-
lannı çatlatabilirdi bu hatun. Birdenbire gövdesinde bazı hare-
ketlenmeler hisseden Hasan, içinden “Sen dün gece neredey-
din be hey mübarek?” diye söylendi. Tam bu anda genç kadın
yolun karşısına geçmeye başlamıştı. Hasan, gördüğü güzellik
karşısında adeta büyülenmişti. Kadın, karşıdaki bakkaldan bir-
şeyler alıp çıktı ve yürümeye başladı. Hasan da mümkün oldu-
ğunca hissettirmemeye çalışarak kadının peşine takıldı.Bir süre yürüdükten sonr* genç kadın villalardan birisine
girdi. Biraz ilerde bir banka oturan Hasan hâlâ az önce izle-
diği muhteşem güzelliğin eksindeydi. Adeta İznik’e neden
geldiğini unutmuştu. Bir sigara yakıp hayal alemine daldı.
Ama bu dalgınlık uzun sürmedi- Beyninde bir şimşek çak-
mıştı. Gördüğü kız bir süre tanında sekreter olarak çalışmış-
tı. Emindi bundan. Böyle bir güzelliği unutmasına imkan yok-
tu. Kıza o zaman da göz krymuştu ama arzusuna ulaşama-
dan istifa edip ayrılmıştı ka- Hafızasını biraz daha zorlayan
Hasan, kızın adının Esra olduğunu da hatırlamakta gecikme-
di. Bunca gerginliğin andından bu geceyi keyifli bir şekilde
geçirmek hakkıydı. Esra’nın da buna sevineceğine inanıyor-
du San Hasan.
Oturduğu yerden kalkan San Hasan, villaya yöneldi. Bah-
çe kapısından girerken evin önüne park etmiş olan Suzuki
cip dikkatini çekti. Bu cipi bir yerlerden tanıyor gibiydi. Buna
benzer bir aracı sanki birkaç kere Avni’nin kullandığını gör-
müştü. Hatta Avni’nin cipin bir yakınına ait oldûğunu söyle-
diğini bile hatırlıyordu. Etrafı dikkatle gözden geçirdi. Evet,
bu villa Avni’nin eviydi. Bundan kesinlikle emindi. Şu çınar
ağacının altında balık pişirip rakı içmişlerdi. Sonunda aradı-
ğı yeri bulmuştu. Hem de ne bulma…

Cevap bırakın