……Antik çağda Edessa olarak bilinen Şanlıurfa’da kentin bugünkü adının çok daha eskilere dayandığı yine efsanelerle açıklanır. Günümüzde ise bir ad daha eklenir; Şanlıurfa’nın adı, Kurtuluş savaşı yıllarında halkın gösterdiği kahramanlığın bir belgesidir artık.
Şanlıurfa’da yaşayanların meraklarından biri güvercin beslemek. Yörede bu öylesine yaygın ki, il yıllığında bile şunlar yazılı: “İnsanoğlu ile güvercinlerin dostluğu insanlık tarihi kadar eskidir. Bu dostluğun yeşerdiği ilk yer belki de peygamberler şehri Şanlıurfa’dır. Her Şanlıurfalı kendi gibi endamlı ve mağrur olan güvercini canı gibi sever, besler, takılar takar ve kendini onda görür” Gerçekten de peygamberlere ilişkin öykülerin pek çoğunda yeri vardır güvercinin.
Kutsal kitaplarda sözü edilen, Hıristiyanlıkta “kutsal ruhu” temsil eden güvercinin, kuşkusuz bunun da etkisiyle İslam’da da sürer kutsallığı; müjdecidir güvercin, avlanması ve etinin yenmesi günah sayılır. 200-300 güvercine sahip meraklılar vardır Şanlıurfa’da. Gaziantep, Kahramanmaraş, Diyarbakır, Mardin, Beyrut, Musul, Bağdat, Şam ve Halepli güvercin meraklılarının uğrak yeri alış veriş merkezi Şanlıurfa. Gök, Şamı, Zırhlı, Siyah, Müsevvet, Kırmızı-Sarı Meverdi, Şarabi, Akkuyruk, Bağdadi, Sarı Derviş Ali, Kırmızı Derviş Ali gibi cins ve türleri olan eğitilmiş ev güvercinlerinin sayısı Şanlıurfa’da 25 binin üzerinde fiyatları ise 500 bin liradan başlıyor.
Kış aylarında güvercinlerin akşam saatlerinde aynı anda uçurulmasına “karışma” adı veriliyor. Yapılan centilmenlik anlaşmasıyla, daha önce belirlenen saatte aynı anda uçurulan 50-60’lık gruplar halindeki onbinlerce güvercin gökyüzünde buluşuyor, birbirine karışıyor ve adeta aralarında savaşıyorlar. Havanın kararmasıyla biten karışma sonunda güçlü olan gruplar evlerine eşleriyle dönüyor. Güçlü gruplar tarafından diğer gruplardan esir alınan güvercinler sahiplerine geri verilmiyor. Güvercin meraklılarının bu konudaki son sözü: “Kuş kapılınca verilmez.” Tarihi İÖ. 6000 yıllarına kadar dayanan, önemli olaylara, çeşitli savaşlara sahne olmuş Şanlıurfa’da yaşam geleneklere bağlı olarak sürüyor…..
Yazan: Kadir Can
Atlas Dergisi, Sayı 16, Temmuz 1994, sayfa 77-78
Yayına Hazırlayan: Yavuz İşçen
E-posta: boletus@mynet.com
Yayına Hazırlayanın Notu: Bu yazı Atlas Dergisi’nin 16. sayısında yayınlanan “Bin yıllık susamışlık” adlı Harran ve Şanlıurfa’nın tanıtıldığı yazıdan değiştirilmeksizin ancak kısmi olarak alınmıştır. Yazının Harran ve Şanlıurfa’yı anlatan diğer bölümleri konumuz açısından gerekli görülmediği için buraya aktarılmamıştır. Yazının tamamını incelemek için Atlas Dergisi’nin ilgili sayısına bakılabilir.
