Arşiv 'Güvercin Yetiştiriciliği' kategorisi

Güvercinlerin İç Pusulası - Yavuz İşçen

UÇURDUĞUMUZ GÜVERCİN YA GERİ DÖNMEZSE ?

Güvercin yetiştirenler için bu işin en önemli yanı kuşlarının uçuş performansıdır. Kendi kuşları ile özdeşleşmiş bir çok kuşçu tanıyorum. Kuşları ile birlikte aynı kümeste yattığı için gazetelere haber olanların yanı sıra, bir çift güvercin için ufak çaplı servet ödeyenler hiç de az değil. Kısa sürede bir yaşam biçimine dönüşen bu tutku, zamanla hep daha iyi kuşlara sahip olabilmek uğruna verilen uzun bir uğraş haline geliyor. Peki bu derece değer verdiğiniz güvercininizin uçurduğunuzda yuvasına geri gelemeyeceğini bilseydiniz ne yapardınız? Bu konuda en ufak bir şüpheniz olsaydı kuşunuzu uçurur muydunuz? Sanırım böyle bir şey olsaydı kimse güvercin uçurmaz hatta beslemezdi. Güvercin belki de bir kafes kuşu olarak alınıp satılır, kuş satın alınacağı zaman sadece renksel ve şekilsel bazı özelliklere bakılır, uçuş performansı gibi bir kavram hiç olmazdı. Bu aslında bildiğimiz anlamda güvercin yetiştiriciliğinin de sanırım sonu olurdu. Neyse ki, bütün güvercin yetiştiricileri uçurdukları kuşlarının yuvalarına geri döneceğinden adları gibi emindirler. Bazen çeşitli nedenlerle istisnai bazı durumlar yaşansa bile, bir güvercin uçtuktan sonra mutlaka yuvasına geri dönmektedir. Evcil güvercinlerle ilk tanıştığım ortaokul yıllarımda beni ilk etkileyen özellik, uçurduğum kuşların yuvalarına geri dönmeleri olmuştu. Uzunca bir süre neden kaçıp gitmediklerine ya da kaybolmadıklarına hayret etmiştim. Güvercinlerim gökyüzünde nokta gibi gözüküyor ve sonra da onları gözle göremez oluyordum. Eminim o yükseklikten bütün Ankara’yı ve çevresini çok rahat bir şekilde görebiliyorlardı. Daha sonra alçalıyor ve benim balkonumu bulup yuvalarına geri gelmeyi becerebiliyorlardı. Gerçekten de hayret vericiydi.

Devam »

Güvercin Besleme - Prof. Dr. Gültekin Yıldız

 Güvercinler, süs güvercinleri, uçucu güvercinler ve besi (etlik) güvercinleri olarak 3 grupta incelenirler. Ülkemizde besi güvercinleri yetiştirilmemektedir. Süs güvercinleri güzellikleri, tüy kalitesi ve şekilleri ile dikkat çeker. Posta güvercini olarak yetiştirilen uçucu güvercinler, takla atabilir, yüksekten uçabilirler. Güvercinlerin 10-18 yıl arasında ömürleri olup, en verimli dönemleri 2-8 yaş arasıdır. Güvercinlere verilecek günlük yem miktarı yaklaşık canlı ağırlığın %10′u olup ortalama 40-50 g arasındadır. Su ise ad libitum verilir ve yaklaşık 30 güvercine 1 litredir. Yemleme 1 öğün olup akşamları yapılır. Farklı güvercin ırkları aynı sürede yemlerini tüketemediklerinden, bunların ayrı yemlenmesi gerekir Genç güvercin besisinde; güvercinler, 4 haftada kesim olgunluğu olan 500 g canlı ağırlığa ulaşırlar. Bunlara verilecek olan peletler küçük ve sağlam olmalı, çok az ufalanmalıdır. Çok şekilli yemler ise hayvanlar tarafından reddedilir. Güvercinlere grit amacıyla; küçük taşlar, kireç ve midye kabuğu verilebilir. Özellikle kuş evlerinde, kuluçka s­üresince ve tüy değiştirmeden önce vitamin (vitamin A,D,E, B6, B12) ilavesi gerekir. Güvercinler, yeşil yemlerle de (aslanağzı, genç çayır otları) vitamin alırlar. Kışın ise rasyonlara havuç ilave edilebilir

Devam »

Anadolu’da Güvercin Yetiştiriciliğinin Tarihçesi - Yavuz İşçen

KUŞLAR VE İNSANLAR

Günümüzde dünya üzerinde yaşayan insan topluluklarına baktığımızda, toplum yaşantısında çeşitli kuş türlerinin bazı kavramları simgelediğini görebilmek mümkündür. Örneğin güvercinler günümüzde barışın simgesidirler. Güvercinin barış simgesi olarak kabul edilmesi 2. Dünya savaşı sonrasında olmuştur. Yaptığı resimlerde güvercin figürlerine sıklıkla yer veren Picasso’nun 1949 yılında yaptığı bir güvercin resmi, “Dünya Barış Kongresi”nin afişi olarak kullanılmıştır. Bu tarihten sonra güvercin hep barışın simgesi olarak hafızalara yerleşmiştir. Hıristiyanlık’ta da güvercin önemli bir simgedir. Burada güvercin “kutsal ruhu” temsil etmektedir. Bu konuda ressam Michelangelo’nun Yahya’yı, İsa’yı vaftiz ederken gösteren resmi iyi bir örnektir. Bu resimde kutsal ruh, bir güvercin şeklinde Yahya ve İsa’nın üzerinden uçmaktadır. İnsanoğlunun yaşamında kuşların belli sembolik değerler kazanması belki de insanoğlunun tarihi kadar eskidir. Yapılacak kısa bir inceleme ile tarihin her döneminde insanların kuşları simge olarak kullandıkları gözlenebilir. Mitolojilerinin tamamı bir çok kuş simgesi ile doludur. Kartallar, akbabalar, baykuşlar, kuğular, leylekler ve güvercinler en sık rastlanan kuş simgeleri arasındadır.

Devam »

Anadolu’da Güvercinler - Seda Karaöz

 Güvercinler, kentlerin vazgeçilmez kuşları… Kaya Güvercini (Columba livia) gibi türlerin yaşamak için kentleri seçmelerinden dolayı en tanınan kuşlar arasında birinciliği onlara vermek doğru olacaktır. Güvercinlerin insanla bu denli içli dışlı olması onlara özel anlamlar yüklenmesine de neden olmuştur. Örneğin Eski Yunan mitolojisinde güzellik ve aşk tanrıçası Aphrodite’yi (Roma’da Venüs) güvercin simgeler. Eski Yunanca’da “peristera” güvercin anlamına gelir. (Farsça’da ise peristo’dur.) Eski Yunan mitolojisinde peristera, Aphrodite’nin yanında dolaşan perilerden biridir.Bir gün Aphrodite ile Eros çiçek toplamak için yarışıyorlardı. Aphrodite Peristera’nın yardımı ile yarışı kazandı. Eros’un bu müdahaleye canı sıkıldığı için Peristera’yı güvercine dönüştürdü. Bu ve benzeri mitoslar Yunan ve Roma mitolojisinde oldukça sık görülür. Dinsel inanışta da güvercinin farklı bir yeri vardır. Üç büyük dinde de güvercin kendini gösterir. Güvercinle ilgili ilk dinsel bilgiler Tevrat’ta yer alır. Nuh Peygamber, tufanın dinip dinmediğini anlamak için bir güvercin uçurur. Güvercinin ağzında yaşamın sürdüğünü müjdeleyen bir zeytin dalıyla dönmesi onun evrensel barış simgesi olmasına yol açmıştır. Benzer biçimde güvercinin Hıristiyanlıkta da önemli bir yeri vardır. İncil’de Yahya tarafından vaftiz edilen Hz. İsa’nın başına “Kutsal Ruh”un beyaz bir güvercin olarak konduğu anlatılır. Bu nedenle güvercin Kutsal Ruh’un temsilcisidir. İslamiyet’te Hz. Muhammed’in Kureyşlilerden kaçarken Sevr Dağı’nda sığındığı mağaranın girişinin örümcekler tarafından ağla kapatıldığı, bir güvercinin de orda yuva yaparak onu kurtardığı aktarılır. İslamiyet’te aileye bağlılığın simgesi olan güvercin, insanlar arasında gönülden gönüle sevgi taşıyan bir hayvan olarak da bilinir.

Devam »

« Previous Page