Kapadokya’nın, kayalara oyulmuş kilise, manastır ve yer altı yerleşimlerinin yanı sıra bir başka özelliği de çok sayıda ziyaretçinin farkına bile varmadığı peribacalarının ve vadilerin üst kısımlarına inşa edilen güvercinliklerdir. Eski Yunan mitolojisinde güzellik ve aşk tanrıçası olan Afrodit’i (Venüs) temsil eden güvercinden kutsal kitaplarda sık sık bahsedilmektedir. Güvercin ile ilgili ilk dini bilgiler Tevrat’ta yer alır. Nuh tufanının dinip dinmediğini anlamak için uçurulan güvercinin, ağzında, yaşamın devam ettiğini müjdeleyen bir zeytin dalı ile geri dönmesinden dolayı dostluğun ve barışın evrensel sembolü olarak kabul edilir. İncil’de Yahya tarafından vaftiz edilen İsa’nın başına Tanrının Ruhunun beyaz bir güvercin olarak konduğundan bahsedilir. Bu nedenle Hıristiyanlıkta Kutsal Ruhun temsilcisidir. Kuran’da ise, Hz. Muhammed’in Kureyşliler’den kaçarken sığındığı mağaranın girişinin örümcekler tarafından’ ağla kapatıldığı, güvercinin de yuva yaparak Onu kurtardığı belirtilir. Bundan dolayı Müslüman halkın büyük çoğunluğu güvercini kutsal ve uğurlu saydığından avlayıp etini yemezler. Bu saygılarından dolayı, İslami yapılara barınmaları için kuşevi yapılmıştır.
-
11Mar
-
11Mar
YOLLARINI BURUNLARIYLA BULUYORLARPosta güvercinleri koku duyuları sayesinde hedeflerine tam ulaşabiliyor. Posta güvercinleri nereden salınırlarsa salınsınlar, daima barınaklarına geri dönerler. Araştırmacılar bunu uzun süre dünyanın manyetik alanının algılanmasına bağladılar. Bugün som balıklarının denize açıldıktan aylar sonra daima yumurtadan çıktıkları ırmağa geri döndükleri ve bu ırmağı koku duyuları sayesinde bulabildikleri bilinmektedir. Dünyanın manyetik alanın da bunda payı olabilir.

Son Yorumlar